Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri Nedir ?

Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri Nedir?
Rahim ağzı kanseri, rahmin vajinaya açılan alt bölümünde, yani servikste gelişir. Vakaların büyük çoğunluğu, yüksek riskli insan papilloma virüsü (HPV) tipleriyle uzun süreli enfeksiyonla ilişkilidir. HPV enfeksiyonlarının çoğu kendiliğinden temizlenir; ancak bazı yüksek riskli tipler kalıcı olduğunda hücre değişikliklerine ve zaman içinde kansere yol açabilir. HPV ile karşılaşmak, mutlaka kanser gelişeceği anlamına gelmez.
Rahim ağzı kanseri ne kadar yaygındır?
DSÖ’nün 2022 yılına ait küresel tahminlerine göre dünyada yaklaşık 660.000 yeni rahim ağzı kanseri vakası ve 350.000 hastalığa bağlı ölüm gerçekleşti. Rahim ağzı kanseri, dünya genelinde kadınlarda hem en sık görülen kanserler hem de kanser kaynaklı ölümler arasında 4. sıradadır. Bu küresel veriler ülkelere veya kişilerin bireysel riskine ait oranları göstermez.
Belirtileri nelerdir?
Kanser öncesi hücresel değişiklikler ve erken evre rahim ağzı kanseri genellikle belirti vermeyebilir. İleri değerlendirme gerektirebilecek belirtiler şunlardır:
- Cinsel ilişki sonrasında, adet dönemleri arasında veya menopozdan sonra vajinal kanama
- Normalden farklı, sulu veya kanlı vajinal akıntı
- Cinsel ilişki sırasında ağrı
- Süregelen kasık veya pelvik ağrı
Bu belirtiler başka nedenlerle de ortaya çıkabilir. Özellikle beklenmeyen veya tekrarlayan kanamalarda doktor değerlendirmesi gerekir. Belirti olmaması, taramayı gereksiz kılmaz.
HPV testi ve Pap testi neyi gösterir?
HPV testi, rahim ağzı örneğinde kanserle ilişkili yüksek riskli HPV tiplerini araştırır. Pap testi (servikal sitoloji) ise rahim ağzından alınan hücrelerde anormal değişiklik olup olmadığını inceler.
Bu testler tarama ve erken değerlendirme içindir; tek başına rahim ağzı kanseri tanısı koymaz. HPV testinin pozitif çıkması kanser olduğu anlamına gelmez. Sonuca ve kişinin risk durumuna göre takip testi, sitoloji, kolposkopi veya biyopsi gerekebilir. Kanser tanısı şüpheli dokunun değerlendirilmesiyle konur.
Wellcare Laboratories’de HPV PCR testiyle test kapsamındaki HPV tipleri araştırılabilir. Sonuç, jinekolojik değerlendirme ve varsa sitoloji bulgularıyla birlikte yorumlanmalıdır.
Tarama ne zaman yapılmalı?
Taramanın başlama yaşı ve aralığı, kullanılan teste, kişinin sağlık durumuna, önceki sonuçlarına ve bulunduğu yerdeki tarama programına göre değişebilir. DSÖ, genel nüfusta birincil test olarak HPV DNA testi kullanıldığında taramaya 30 yaşında başlanmasını ve test negatifse 5–10 yılda bir tekrarlanmasını önerir. HIV ile yaşayan kişilerde DSÖ taramanın 25 yaşında başlamasını ve 3–5 yılda bir tekrarlanmasını önerir. Kişiye uygun planı doktor belirlemelidir. Laboratuvarımızda yapılan HPV PCR testine bakabilirsiniz.
HPV aşısı rahim ağzı kanserine yol açan başlıca HPV tiplerine karşı koruma sağlar; ancak tüm kanserle ilişkili tipleri kapsamayabilir. Bu nedenle aşılanmış kişilerin de uygun tarama programına devam etmesi gerekir.
Rahim ağzı kanserinden korunmak mümkün mü?
HPV aşısı, uygun yaş ve doz planında uygulandığında HPV’ye bağlı kanserlerin önlenmesine katkı sağlar. Düzenli tarama, kanser öncesi hücresel değişikliklerin saptanmasına ve gerektiğinde tedavi edilmesine yardımcı olur. DSÖ’nün küresel eliminasyon hedefleri arasında kız çocuklarının 15 yaşına kadar aşılanması, kadınların 35 ve 45 yaşlarında taranması ve kanser öncesi lezyon ya da kanser saptanan kişilerin uygun tedaviye erişmesi yer alır.
Sıkça sorulan sorular
HPV pozitif çıkması rahim ağzı kanseri olduğum anlamına mı gelir?
Hayır. Pozitif sonuç, testteki yüksek riskli HPV tiplerinden birinin saptandığını gösterir; kanser tanısı değildir. Sonraki adım, test sonucu ve diğer bulgulara göre doktor tarafından belirlenir.
HPV aşısı olanların tarama yaptırması gerekir mi?
Evet. Aşı önemli ölçüde koruma sağlasa da tüm yüksek riskli HPV tiplerini kapsamaz; tarama önerileri kişiye ve yerel programa göre sürdürülmelidir.
Pap testi veya HPV PCR testi kanseri kesin olarak teşhis eder mi?
Hayır. Bunlar tarama ve risk değerlendirme testleridir. Şüpheli bulgular varsa tanı için kolposkopi ve biyopsi gibi incelemeler gerekebilir.
